Müge’den muhteşem rekor – YÜKSEL AYTUĞ – Gündem & Magazin


Müge Anlı yeni bir iyilik hareketinin rekortmeni oldu. Programı izleyenler ve bu köşeyi takip edenler biliyor, Müge her gün Türkiye’nin dört bir yanına akülü ve tekerlekli sandalye gönderiyor

Müge, yıllardır sürdürdüğü kampanya ile izleyicilerinden bağış olarak gelen sandalyeleri, İstanbul Otogarı’ndaki otobüs işletmelerinin de yardımıyla ihtiyaç sahiplerine gönderiyordu. Ama bağışlar o kadar fazlaydı ki Atv’nin deposu akülü ve tekerlekli sandalyelerle dolup taştı. Bunun üzerine Müge de bir söz verdi. Dedi ki, “Bir gün içinde 500 sandalye göndereceğiz.” Ekip hemen harekete geçti, hem hastanelere toplu şekilde hem de ihtiyaç sahiplerine ferdi olarak tam 500 sandalye ulaştırıldı.

Keşke herkes Müge kadar sözüne sadık olsa…

500 T gerçekten kayboldu mu?

Uzun süredir sosyal medya marifetiyle tartışılan bir şehir efsanesi var. Dünyanın en uzun yolcu hattına sahip (Cevizlibağ- Tuzla arasında 78 durak) 500 T belediye otobüsünün şoförü, trafik yoğunluğundan kaçmak için arka sokaklara sapmış ve orada otobüs ile yolcuları hiçbir iz bırakmadan kaybolmuş…

Dijital yayın platformu Gain de bu efsanenin peşine düştü. Çok yakında Gain ekranlarında bu hikayeyi anlatan 500 T: Kayıp Otobüs ismiyle bir dizi başlayacak. Hatta geçen hafta 500 T’ye binenleri bir sürpriz bekliyordu. Dizinin tanıtımı için bir sanatçı grubu, yolculara seyahatleri boyunca canlı müzik yaptı.

Peki ben bu söylentiye inanıyor muyum? Vallahi olur mu olur. İstanbul trafiği eğer koca bir otobüsü yolcularıyla beraber yutmuşsa buna şaşırmam yani… Dizinin hikayesi bana ünlü Lost dizisini anımsattı. Hani aylarca insanları ekran başına kilitleyen, ıssız adaya düşmüş uçak hikayesi… Ancak Lost’çular dizinin sonunda çuvallamışlar, hikayeyi Araf’a sıkışan insanlara bağlayıp büyük eleştiri almışlardı. Bakalım bizim hikaye nereye bağlanacak?

Hastaneniz bileğinizde

Ekranlarda bir dijital kol saati reklamı dönüp duruyor. İnsanlar bu saat sayesinde nabızlarını, adımlarını sayıyor, vurdukları golf topunun mesafesini ölçüyor filan… Saatin en dikkat çekici özelliği ise kendi kendinize kanınızdaki oksijen değerini ölçebilmeniz ve dilediğiniz anda kalp atış düzeninizi ölçen elektrokardiyografi yani EKG çekebilmeniz.

İzlerken acı acı gülümsedim. Ninelerimiz, dedelerimiz, analarımız, babalarımız bir kan tahlili yaptırıp, EKG çektirebilmek için devlet hastanelerinden ancak aylar sonrasına randevu alabilirlerdi. Hatta gazeteler ve haber bültenleri randevu beklerken ölen talihsiz hastaların haberleriyle dolardı. (İnanmazsanız dönemin SGK Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu’na sorun.)

Kendi hastanemizi, doktorumuzu bileğimizde taşıyacağımız, kendi kendimize beyin MR’ı çekeceğimiz günler hiç de uzak görünmüyor.

Uzayda ‘dart’ oynamak

NASA, 2022 yılında dünyanın çok yakınından geçmesi beklenen bir göktaşını vurup, yolunu değiştirmesi için uzaya bir araç gönderdi. Amaç tehdidi daha uzaktayken asgari düzeye indirmek. Bunun için de SpaceX’in sahibi ünlü iş insanı Elon Musk’ın ürettiği bir roket kullanılacakmış.

Proje insanlık tarihinde çığır açmaya yönelik. Eğer başarılı olursa, göktaşları artık dünyamız için bir tehdit olmaktan çıkacak. Ama ya hesabı yanlış yapıp göktaşını diğer tarafından vurarak, rotasını tamamen dünyanın göbeğine doğru değiştirirlerse?

Bu dart oyunu bizim odamızda oynadığımıza benzemiyor. Kaybedersek okları yeniden tahtadan toplama şansımız yok…

Gaf kürsüsü

A Spor’da bir muhabbet: Tanju Çolak: Bu kadar yabancıya gerek yok. Ben sevmiyorum. Biz bize yeteriz. Yerli ve milli olalım. Sunucu: Bu arada dede oluyormuşsun? Tanju: Evet, yarın dede olmak için ABD’ye kızımın yanına gidiyorum.”

Zap’tiye

Eşi Güldane Biçer’i acımasızca öldürüp, uzatılan mikrofonlara “Az bile yaptım” diyen kocaya, mahkemedeki görüntüsünden dolayı iyi hal indirimi uygulanmış. Yakında mağaza vitrinlerinde şöyle bir ibare görürseniz şaşırmayın: “İyi hal indirimi sağlayan takım elbise ve kravat gelmiştir.”

Ne demiş?

Değerli okurumuz Murat Aydın, İşin Aslı programındaki diyaloğu not etmiş: Aslı Şafak: Gece kaç yastıkla uyursun? Gülben Ergen: Bir buçuk. A.Ş: Nasıl yani? G.E: Bir tane, bir de yandaki ikincinin ucu. A.Ş: Yandaki?.. Adamın yastığı mı? G.E: Yanda adam yok ayol!..

Bir cevap yazın